15 Mart 2009 Pazar

Tİ5Sİ - 5 - Kaspar Hauser

bu insan hepimizden farklı olarak biraz vahşice büyütülmüş. vahşi derken yağmur ormanlarından, bunların balta girmemişlerinden ya da hayvanat bahçelerinde ki kaplanların yamacından bahsetmiyorum, bildiğin ahıra atılmış, hayat sayfasının marjini hepmizinkinden uzun olan. bu duruma zamanın evropasında pek sık rastlanırmış da shinji ikari kılıklı sekerrenk saçlara sahip ahırda kala kala aşşablaşmış küçük dev nasıl sıyrılmış onların arasından derseniz, cevabını ahırdan çıkar çıkmaz alafranga tuvalete gitmiş şeklinde vermem. kendisinin bazı psişik güçleri varmış, bu psişik güçler bir dadaistinkinden farklı olarak, çocukluğundan itibaren zindana tıkılarak hapsedilen bilincinin,özgür ve temiz havaya çıkması ile vücut buluyor. öyle psişik dediysek falınıza bakmıyor, aspiratör gibi bir bilinci, fotoğrafik bir hafızası var ve diğer insanlardan farklı olarak elektrik ve manyetiğe aşırı tepkisi var.

sürekli estivasyon halinde olan kaspar'ı 26 mayıs 1828'de (sallamıyorum, ahmet'in doğumgünü o tarih)(hayır ahmet 1828 de doğmadı) elinde bulunduğu kasabanın şerifinin adresi ile bir ayakkabıcı bulur. götürür kasabanın şerifine. kaspar arada birşeyler söyler ama joker (her joker deyişimde aklıma heath ledger gelir, her heath ledger geldiğinde yukardaki yıldızlara bakarım) gibi adam çözmek lazım kafa yormak lazım. bunun yanında kendisi de mutlu değil, çevresine alışamamış, sürekli ağlıyor, iki gözü iki çeşme, dakriyoadenit olacak (ne alakaysa). sonra bunu bir psikoloğa kontrol ettirirler. psikoloğun tanısı kaspar'ın deli ya da gerizekalı olmadığı yönünde, fakat bütün eğitimsel ve sosyal hayattan zorla alıkonulmuş. ayrıca dizlerinin sürekli kırık olması şimdiye dek çok fazla ayakta durmadığına bağlar psikolog. ayrıca kaspar'ın geceleri enteresan bir şekilde daha iyi gördüğünü ve geceleri pteronları olan bir tanrı kadar mutlu olduğunu da çiziktirmiş bir yerlere. kaspar ise geceleyin ilk kez gökyüzündeki yıldızları gördüğünde hayran kalır.

yemeği su ve ekmek. bunun dışındakileri tükürse de çevresindekilere çok kibar davranır kimseyle tutoyant mertebesine çıkmaz. en küçük bir böceği bile incitmez (gerçek anlamda). tıpkı yeni doğmuş bir bebek gibi, mumu görüp alevini tutmaya çalışınca elini yakar ve ağlar. aynanın karşısına ilk geçtiğinde aynadaki yansımasını farklı biri olarak algılar ve onunla oyun oynar. gördüğü bütün parlak objeler ilgisini çeker, bunlar erişemeyeceği yerlere konulunca yine ağlar. önceleri bütün hayvanlara "at bu" dese de zamanla renkli olanları bir savak gibi bu bakışını değiştirir. koyu renklere sahip nesneler kendisini ürkütür. en sevdiği renk açık kırmızıdır, yeşil ve siyahtan nefret eder, bu yüzden, dışarıda ormanda gezmeyi sevmez pek. fakat korkusu ağaçlara, ormana değildir, karanlığadır. bir gün bir çocuk gidip ağaca tekme atar, kaspar ağacın canının yandığını sanıp ağlamaya başlar.

kaspar'ın anlatımına göre (konjektürellikten biraz daha uzaktır) ahırın penceresi yokmuş ve kendisi hiç güneşi doğrudan görmemiş, ığrıpla balık tutmamış ve hiç uzanarak uyumamış, hep oturur vaziyette. kendisinden sürekli üçüncü bir kişi olarak konuşur kaspar. "kaspar aç değil." "kaspar pembe tuvaletli bayana iktiran etmek istiyor" gibi.

kendisi için gelen ikinci bir psikolog da yüzünde hiç sakal olmadığını (kaspar'ın yaşı sürekli bir muamma olarak kalmıştır) ve gözlerinin boşluğu genellikle boşluğa baktığını gözlemlemiş.


kaspar zamanla et yemeye de başlayıp vücudunu güçlendirince psişik özellikleri ortaya çıkmaya başlar. okuduğu şeyleri unutmaz, karanlıkta mavi ve yeşil rengi bile birbirinden ayırabilir, keskin gözlere sahip bir insanın ancak bir iki yıldız seçebildiği puslu bir gecede kaspar takım yıldızların sinopsisini çıkarır, başka odadan birinin ıslığını kendisiyle aynı odada olan hiç kimse duymasa da o kalkıp kolbastı yapar. fakat bu özelliklerinin kimi durumlarda kendisini olumsuz yönde etkilediği de gözlemlenir. yüksek sesler ve aşırı parlak ışıklar kendisini oldukça rahatsız eder.

kaspar zamanının avrupasının parlayan çocuğu olur böylece, taa beni ahmerden duyulur namı bu ecbe gencin. tabii kendisine meşakkada da bulunulup suikast girişimleri de olur, avrupa gazetelerinde boy gösterince. kendisine ilk suikast girişimi bir kasap bıçağıyla yapılır fakat kaspar kendini bir şekilde bu saldırıdan kurtararak kaçar. ancak bu saldırı mukannen değil, kimileri kaspar'ın hayal gördüğünü düşünür. fakat kaspar'ın psikolojisi anlattığı bu saldırından sonra oldukça değişir.

daha sonra ise kendisinin ölümüne sebep olan ikinci bir saldırı gerçekleşir. kaspar'ın anlatımına göre kendisine bir amele bir not getirir ve bu notta bir adamın kendisini parkta beklediğini ve adamın kaspar'ın annesinin kim olduğunu bildiği yazılıdır. kaspar parka gider, siyahlar giyinmiş, elinde siyah bir cüzdan olan adam kendisine doğru yaklaşır. elindeki cüzdanı fırlatan adam kaspar'ı ciğerinden ve midesinden bıçaklayıp kaçar. kaspar'da kaldığı eve doğru gider. polisler olay yerini araştırdıklarında adamı bulamasalar da siyah cüzdanı bulurlar. siyah cüzdanın içinden bir not çıkar. not tersten yazılmış, ambulans'ın yazıldığı gibi: "kaspar beni tanıyor, kim olduğumu size anlatacaktır" fakat kaspar kendisini sorgulayan polise adamı tanımadığını anlatır. birkaç gün sonra ise canını ilahi kudrete teslim eder. polisler parka yağmış kardan ayak izlerine baktıklarında ise sadece birkaç kişininkini ve kaspar'ınkini bulurlar. parktan birinin koşarak kaçtığına dair bir delil yok.

kaspar'ın mezar taşında ise şu yazılıdır: "burada kaspar hauser yatar. doğumu bilinmez, ölümü meçhuldur."

bu kadar anlattım kendisini gelelim neden tanışmak istediğime, o bir enterprise'dır. girmeye korktuğumuz yerlerine girmiştir hayatın yaşamı boyunca, hiçbirimiz belki de onun kadar algılayamamış, onun baktığı gibi bakamamışızdır dünyaya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder